Skeptik Sözlük

Tuhaf inançların, gülünç aldatmacaların ve tehlikeli yanılgıların bir derlemesi

The Skeptic's Dictionary

by
Robert Todd Carroll

the truth is in here!
SkepDic.com

 

teozophi

"İnsandaki kutsal kıvılcımın Evrensel Ruh ile özünde bir ve benzer olduğunu öne sürüyoruz, bizim “ruhsal Öz”ümüz pratikte her şeyi bilir fakat maddî dünyanın engelleri yüzünden kendi bilgisini açık edemez.Bu engeller yoldan çekildikçe, başka bir deyişle fiziksel beden kendi bağımsız hareketi ve bilinci ile daha fazla felç oldukça -derin uykudaki ya da derin trans hâlindeki veya hastalıktaki gibi- içteki Öz bu boyutta kendisini daha fazla gösterebilir. Reddedilemez zekâ ve bilginin kendisini gösterdiği daha yüksek bir düzenin mucizevi görüngüsü     konusundaki açıklamamız budur. " --Madame Blavatsky

"...kendi bedenimizde hapisiz, kabuğundaki bir midye gibi." – Eflatun’un Phaedrus’unda Sokrat’ın konuşması

Felsefeciye göre, beden “ruhu bilgiyi edinmekten alıkoyan, rahatsızlık verici bir ögedir.… Arınma nedir ki, ruhun bedenin zincirlerinden kurtulmasından başka?”  Eflatun’un Phaedrus’unda Sokrat’ın konuşması

"Madam Blavatsky'nin ciltlerce yazılmış Gizli Öğreti’si, öyle korkunç saçmalıklardan ve boş ezoterik bilgilerin verimli icatlarından mamul bir laf salatasıdır ki Budist ya da Tibetli bir bilgenin herhangi bir şekilde bu saçmalıktan bahsetmekten kaçınması mazur görülecektir." --Agehananda Bharati (Leopold Fischer)

Teozofi, ya da ilahî bilgelik iki ayrı anlama gelebilir. Birincisi, kutsal kitaplar ya da anlatılanlar yoluyla değil de doğrudan anlayış yoluyla Tanrı’nın gerçek doğasını kavrayabileceklerini düşünen felsefecilerin mistisizmidir. İkincisi ise bazı geçmiş uygarlıkların bilgilerini aktardıklarını   söyleyen mistik ve okült felsefe koleksiyoncularının ezoterizmine denk gelir.

Teozofik mistisizmin kökenleri özellikle Eflatun(M.Ö. 427-347), Plotinus (M.Ö.205-270) ve diğerhttp://www.newadvent.org/cathen/10742b.htmYeni Eflatunculara veJakob Boehme (1575-1624)’ye kadar gider.Batı’daki son felsefi popülaritesini de 19. yüzyılda Alman İdealizmi’nde yaşamıştır. Mistik gelenek, Hint felsefesi gibi Batılı olmayan pek çok felsefede hâlâ güçlü bir öge  olarak varolmaya devam etmektedir.

Teozofik ezoterizm, Madam Blavatsky adıyla da bilinen Helena Petrovna Blavatsky (1831-1891) ile başlar. (1875’te New York’ta kurulan Teozofi Cemiyeti’ninin kurucularından birisidir.) Blavatsky’nin ezoterik teozofik geleneği; kökenlerini aralarında Zerdüştlük, Hinduluk, Gnostiklik, Manicilik ve kabala da bulunan çeşitli dinî ve felsefi geleneklerden alır.

En acımasız eleştirmenleri bile Madam Blavatsky’yi“tarihin gördüğü en başarılı, en zeki ve en ilginç hilekârlardan biri”olarak görürler;kendilerini ona adamış takipçileri ise onu bir dâhi ve azize olarak. [Kendi iddialarına göre, ışığın gerçek doğasını sezgi ya da öteki taraftan haber alma yoluyla tek başına keşfetmiş,bu konuda herhangi bir bilimsel eğitim almamış ya da başka bilim insanlarıyla iletişime geçmeden bunu başarmıştır.] Bu özellikler birbirleriyle çelişmediği için diyebiliriz ki Madam Blavatsky aynı zamanda hem bir sahtekâr hem de azize bir dâhi idi. Blavatsky hakkında inanılanların çoğu da kaynağını Madam’ın kendisi, müritleri ve düşmanları tarafından aktarılanlardan alır. Yine de bazı konular diğerlerinden daha kesindir. Çok seyahat etmiş ve çok okumuştur.Blavatsky, Tibet ve Hindistan’da yıllarını geçirdiğini ve özellikle Morya ve Koot Hoomi gibi “astral” bedenleri olan çeşitli “ustalar” (mahatmalar) tarafından okült gizemlerle tanıştırıldığını iddia etmektedir. Söylediğine göre bu “Ustalar”; Himalayalar, Mısır, Tibet ve diğer egzotik yerlerde yaşamaktaydılar. Bu Ustaların doğaüstü psişik güçlerinin olduğunu ve bir çeşit esrarengiz “Kadim Bilgelik”in kutsal koruyucuları olduklarını da anlatmıştır. Kutsal kişiler olmadıklarını fakat daha çok biz ölümlülerden daha evrimleşmiş olduklarını belirtmiştir. ( Blavatsky’ye göre evrim ruhsal bir süreçtir.) Diğer insanlarlamümkün olduğunca az iletişim kurmalarına ve dünyanın en ıssız bölgelerinde yaşamalarına rağmen amaçları bütün insanlığı bir Büyük Beyaz Kardeşlik’te birleştirmektir.

Blavatsky'nin kandırmacaları

Blavatsky’nin baskın bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılıyor.İspritizmacıların numaraları konusunda bilgisi var, Mısır’da bir ispritizmacı yanında çalışmış ve anlaşılano ki Teozofi Cemiyeti’nin ilk günlerinde bu tip numaraları ötekileri paranormal güçleri olduğuna inandırmakta kullanmıştı. Bir çay bardağı ve altlığı  ile Ustalarından geldiğini söylediği yazılı metinleri yoktan var etmesi,çok büyük bir ihtimalle inanılırlığını güçlendirmek için başvurduğu numaralardı. Paranormal tecrübeler yaşadığı iddiasındaydı fakat gerçekten gaipten haberler aldığına ya da psişik güçleri olduğuna kendisinin de inanıp inanmadığını bilmemiz imkânsız.

Blavatsky and Olcott

1875’te New York’ta avukat ve yazar Henry Steele Olcott ve W.Q.Judge ile beraber Teozofi Cemiyeti’ni kurdu.Olcott, 1874’te Vermont’ta Eddy kardeşlerin spiritüalizmini araştırırken Blavatsky ile tanıştı. Benzer düşünceli insanlarla tanışarak beraberce cemiyeti kurdular. Bir kaç sene sonra, Olcott ile beraber Hindistan’a giderek orada  da Teozofi Cemiyeti’nin bir şubesini açtılar.1885’te, Ustalar’ından gelen öğretilerin yoktan var edilmesinin gerçek olmadığı suçlamasıyla karşılaştıktan sonra arkasında bir şüphe karmaşası bırakarak ülkeyi terketti.Avrupa’ya döndüğünde 1888’de en önemli işi olan Gizli Öğreti’yi yazdı.Bu kitap “ bilimi , Kadim Bilgelik’i, ve insan kültürünü … kozmoloji, tarih, din ve sembolizm aracılığıyla bağdaştırmak için… bir çabadır.”(Ellwood) Blavatsky’nin kendisine göre ise, “ Teozofi Cemiyeti’nin … esas amacı …bütün dinler, mezhepler ve milletleri ebedi gerçekliklere dayalı bir ortak etik sistemi üzerinde birleştirmekti”

Hristiyanlık ya da Hinduizm gibi dinleri reddetmemiş fakat her dinin bir ezoterik ve ekzoterik geleneği olduğunu iddia etmiştir. Her dinin ekzoterik geleneği özgün ve farklıdır. Ezoterik öğretiler ise hepsi için aynıdır. İddiası, bu ortak ezoterik öğretinin bilgeliğini verdiğiydi. Ve ruhçuluk ile ilk zamanlarda bir bağı olsa da, sonunda “ölülerin ruhlarının dünyaya – bazı olağandışı durumlar dışında – dönemeyeceğini…” savunmuştur.

Eğer Teozofinin bu kadar eski ve evrensel olmasına rağmen 1875’e kadar neden bilinmediğini merak ettiyseniz, Madam’ın buna da verecek bir cevabı var. Sebep “gönüllü cehalet”tir. Biz insanlar “gerçek ruhsal anlama kabiliyeti”mizi kaybetmişizdir çünkü “duyularla kavranabilecek şeylere” çok önem vermiş ve “doğmalar ve ayinleştirmenin hükmü kalmamış kanunlarının” uzun zamandır kölesi olmuşuzdur. “Fakat en önemli sebep aslında gerçek Teozofi’nin her zaman için bir sır olarak kalmış olmasıdır” ona göre.Sır olarak kalmış olmasının da çeşitli nedenleri vardır. "...İlk olarak, ortalama insan doğasının ahlaksızlığı ve bencilliği her zaman akrabalarına ya da komşularına nazaran kişisel zevklerini tatmin etme yönündedir.Bu tip insanlar kutsal sırlar konusunda güvenilmezdirler. İkinci olarak,kutsal ve ilahi olan bilgiyi saygısızlıktan koruma konusunda da güvenilemezler. İşte bu ikincisi pek çok kutsal gerçek ve sembolün saptırılmasına ve ruhsal olguların yavaş yavaş antropomorf, somut ve kaba imgeler haline dönüşmesine yol açmıştır.Bir başka deyişle, tanrı fikrini cüceleştirmiş ve putperestliğe dönüştürmüştür. " [Teozofinin Anahtarı] Tabii insan düşünmeden edemiyor, geç 19.yüzyılda dünyada değişen neydi? O zamanlarda insanlar genelde olduklarından daha az sapkın, bencil, maddeci, kafir vb…iselerdi, bu durum sosyal tarihçiler açısından büyük bir şok olarak algılanacaktır.

Kadim Bilgelik

Peki teozofistlerin yaymaya çalıştıkları bu “Kadim Bilgelik” nedir?Özünde  Hindu, Mısır, Gnostik ve diğer alışılmamış kutsal yazıt ve öğretilerin, Yeni Eflatunculuk’un ve Atlantis miti gibi hikayelerin eklektik bir toplamasıdır. Gizli, özel, ruhsal, aydınlanma, tekamül, ezoterik, okült, kutsal, kadim bilgelik, kozmik, vizyon, dinamik, altın, İsis, gizem ve ustalar gibisinden sözcükleri duyduklarında heyecandan titreyen kişilere hitap eder.Dünyanın kötülüklerinden bir kaçış yolu sunar, özellikle de bedenden, bunu yaparken de Kötülük’ün varolmasına açıklama getirmeye çalışır. Teozofistler ruhsal gelişimin bu kadar yavaş olmasının evrende “madde” denen bu korkunç şeyin varolması yüzünden olduğunu iddia ederler." Mucizelere  bir açıklama getirerek ilahi gücü insanlara sunarlar ki bud a onları doğaüstünün alanından alır ve inananının spiritüel evrenin tam merkezine koyar. Yüce bir manevi amaç ile birleşmeyi vaat ederken aynı zamanda da çok özel varlıkların izole topluluğuna da üyelik sağlarlar. Fakat böyle bir ezoterik topluluğa katılmanın herhalde en büyük çekiciliği de okula gitmek zorunda olmamanız ya da Kant okumak durumunda kalmamanızdır. Tek ihtiyacınız olan ise okülte meylinizdir. Blavatsky’e göre de bu tehlikeli bir alandır ama merak etmeyin, teozofi yanınızda olacaktır!

Doğanın ezoterik ilahi sembollerinin gerçek doğasına cahil kalırsa, insanlık kendi ruhunun gücünü kavrayamaz ve ilahi, göksel varlıklar, iyi ruhlar (Eflatuncu okulun izleyicilerinin tanrıları)  ile yakınlaşmak yerine bilinçsizce insanlık etrafında pusuya yatmış şeytani ve karanlık güçleri –insani suçların ve günahların bitmeyen,gaddar üretimlerini – çağıracaktır. Ve böylece theurgia’dan (beyaz büyüden) goetia’ya (kara büyüye düşüş yaşayacaktır. [Teozofi Nedir?]

Madam’a göre, “ … hiç kimse gerçek bir Teozofist olmadan gerçek bir Okultist olamaz; aksi takdirde sadece bir kara büyücüdür, biliçli ya da bilinçsiz.” Blavatsky, mesmerizm ve hipnotizmin de okült sanatlar olduğunu düşünmekteydi.

Okült bilimler ansiklopedilerde şöyle anlatılır: “ Orta Çağın simya, büyü, gaipten haber alma ve astroloji gibi, doğaüstü güçlerin veya Okült özelliklerin varsayılan etkileri ve faaliyetleri ile ilintili hayali bilimleri”, fakat Madam’a göre durum böyle değildir ve bu bilgiler gerçek, güncel ve çok tehlikeli bilimlerdir. Doğadaki olguların gizli güçlerine işaret ederler ve böylece insanda da varolan gizli güçlerin geliştirilmesine ve beslenmesine yarayarak daha cahil ölümlüler üzerinde çok büyük üstünlükler verirler.Hipnoz, şimdilerde o kadar çok kullanılmakta ve bilimsel araştırmaların konusu olmaktadır ki, bu konuda güzel bir örnek teşkil edebilir. Hipnozun gücü, mesmerizm aracılığı ile neredeyse kaza ile keşfedilmiştir; ve yetenekli bir hipnozcu artık bir insanı kendisinin bilincinde olmadan bir aptal gibi davranmaktan, hipnozcunun yararına ve hipnotize edilenin zararına olacak şekilde suç işlemeye kadar etkisi altına alabilir.Eğer vicdansız ellere terkedilirse korkutucu bir güç haline gelmeyecek midir? Ve unutmayınız ki bu sadece Okültizm’in küçük uzantılarından bir tanesidir. [Teozofi’nin Anahtarı]

Blavatksy ilahi özün sırrını anladığını düşünmüş olabilir, fakat büyük bir ihtimalle mesmerizm ya da hipnozun sırlarıyla karşılaşmıştı. “… mistiklerin ve modern mesmeric ve hipnozcuların esrik trans halleri aslında anlatımda farklı olsa da özde birdir” [Teozofi’nin Anahtarı] derken doğruyu söylediğine inanıyorum. Tüm bu sözde ‘trans’ hallerinin hiçbirisi özel bir bilinç hali değil, fakat zihnin halleridir ve sosyal rol oynama kurallarımız tarafından yönetilirler.Bu durum Nicholas P.Spanos gibi pek çok çağdaş psikolog tarafından savunulmaktadır.

Alkışlar nerede?

Okuyucu neden Teozofi’nin insanlık için tüm dünyada kabullenilmiş bir kurtuluş yolu olamadığını merak etmiş olabilir. Bazıları için cevap peygamberin kendisidir. For some it may have been the messenger which kept them away. Pek çokları en sonunda Hyde Park’ta vücut bularak kendisinin gurusu ve rehberi haline gelen uzun boylu bir Hindu’yla ilgili çocukluk anılarını anlatan bir Rus soylusunu ciddiye almama eğilimindedir. Pek çok şüpheci de kendisinin soylu kökenlerini ve sirk çalışmalarını, ruh çağırma seanslarındaki asistanlığını matrak bulmaktadır, fakat hangi kutsal nedenle olursa olsun insanları aldatmasını son derece ciddiye almaktayız. Bazılarımız için de sadece öğretilerin kendisi bizi uzakta tutmaya yetmektedir.Açıklanan ahlaki hedeflere, dünya barışı arzusuna ve kadın ve erkekler için tüm iyi niyete rağman, astral bedenler, spiritüel ırkların evrimleşmesi, doğaüstü güçler, Aryanlar, Atlantis ve sözde Kadim Bilgelik ve saire üzerine ufak bir sorunumuz var! Belki bazıları için bu semavi denlerin kutsal kitaplarında yazılanlardan daha akılcı gelebilir, fakat şüpheciler için bu sadece daha fazla metafizik saçmalamaca olacaktır. Ve son olarak, geriye kalanlar, teozofinin gerek duyduğu öz-disiplin konusunu itici buluyor olabilirler.

... en baştaki kurallardan bir tanesi insanın kendi kişiliğinden tümden feragat etmesidir –yani, ilgili bir üye tam anlamıyla fedakar olmalıdır, kendisini düşünmemelidir, kendi kibir ve gururunu diğer insanların iyiliği ve ezoterik çevresindeki kardeşlerinin iyiliği için bir kenara bırakmalıdır.Eğer ezoterik kurallara uygun yaşayacaksa, elini eteğini herşeyden çekmeli, benliğini reddetmeli ve sıkı ahlak kurallarına göre yaşamalıdır.

"...her üye yardımsever ya da araştırmacı bir kişi olmalıdır, Aryan ve eski edebiyat hakkında, ya da ruhsal konuların bir öğrencisi…" (Teozofi’nin Anahtarı)

Mahatmaların ve Kadim Bilgelik’in yolunu takip etmek, tüm insanlığı astraI bedenlerin tatillerini geçirecekleri Atlantis gibi yerlerin gizli bilgisine sahip ruhsal olarak evrimleşmiş bir Büyük Kardeşlik çatısı altında birleştirmeye çalışmak kolay bir iş değildir. Ayrıca, gizli öğretilerde belki de kopukluklar ve uyuşmazlıklar da vardı, çünkü Madam’ın ölümünden sonra grup parçalanıp dağıldı. Madam’ın, Kardeşlik rüyası hala bir rüyadır, ama yine de tüm dünyada hala Teozofi dernekleri varolmaya devam ediyor.

İçindekilere Dön